Ağızlardan dinî fırkalara: Kur’an söylemi ışığında dinî bölünmenin oluşum süreci
İçeriden Kur’an
Ağızlar → söz → tahrif → yazıya geçirme → Allah katından olduğu iddiası = ayrışmış dinî fırkalar: Vahiy sonrasındaki sapmanın yapısına içeriden bir okuma.
Giriş
Kur’an-ı Kerim, vahyin inişinden sonraki sapmanın yapısını, ani bir olay olarak değil, zaman içinde insan bilincinde ve dinî söylemin birikimi içerisinde şekillenen tedricî bir süreç olarak tekrar tekrar tasvir eder. Bu süreç sözün üretilmesiyle başlar, ardından anlamın yeniden yönlendirilmesine, sonra bu anlayışın yazılı biçimde sabitlenmesine doğru gelişir ve nihayet bu içeriğin Allah’a nispet edilmesi aşamasına ulaşır. Bunun ardından, birbirinden farklı referanslara sahip çok sayıda dinî oluşum ortaya çıkar.
Ağızlar → söz → tahrif → yazıya geçirme → Allah katından olduğu iddiası = ayrışmış dinî fırkalar (taifeler)
Bu model dışsal bir açıklama sunmaz; aksine, Kur’an metninin vahiy sonrasındaki anları tasvir edişinden hareketle, dinî çoğulluğun oluşum mekanizmalarını bizzat metnin içinden izlemeye çalışır.
Birinci: Ağızlar aşaması — İlk söylemin üretilmesi
﴿يُرِيدُونَ أَن يُطْفِئُوا نُورَ اللَّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ﴾ (Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar.) [التوبة: ٣٢]
Bu aşamada vahyin karşısında ilk beşerî söylem şekillenir; bu söylem, sabitlenmeden, tedvin edilmeden veya metinsel bir yapıya dönüştürülmeden, sözlü üretim düzeyinde kalır. Bu, düşüncenin birikim ve yapısal oluşum döngüsüne girmeden önce üretildiği aşamadır.
İkinci: Söz aşaması — Tutumun ve anlamın oluşması
Söylem, salt sözlü bir dışavurum olmaktan çıkarak anlam ve tutum taşıyan bir «söz»e dönüşür: «Dediler», «diyorlar». Bu aşamada metne veya düşünceye ilişkin beşerî anlayış belirginleşir, alımlamadaki farklılık alanları ortaya çıkmaya başlar ve tek bir kaynak karşısında birden fazla tutum oluşur; ancak bu söylem, henüz sabitlenmemiş sözlü dolaşım alanında kalır.
Üçüncü: Tahrif aşaması — Anlamın yeniden şekillendirilmesi
﴿يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَن مَوَاضِعِهِ﴾ (Kelimeleri yerlerinden saptırırlar.) [النساء: ٤٦]
Bu aşamada metin ortadan kaldırılmaz; bunun yerine metnin delaleti veya yönelimi değiştirilir ya da metin özgün bağlamından çıkarılarak yeni bağlamlara taşınır. Burada, delaletin aktarılmasıyla yetinmek yerine yeniden üretilmesi yoluyla, metin ile onun ilk anlamı arasındaki kopuş başlar.
Dördüncü: Yazıya geçirme aşaması — Beşerî anlayışın sabitlenmesi
﴿يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ﴾ (Kitabı kendi elleriyle yazarlar.) [البقرة: ٧٩]
Bu aşamada beşerî tevil metin biçiminde sabitlenir; böylece anlayış, aktarılabilir ve süreklilik kazanabilir bir referans merciine dönüşür ve sözlü dolaşımı aşan yerleşik bir bilgi yapısı oluşur. Burada bilgi, değişken yorum durumundan sabit metin durumuna geçer.
Beşinci: İddia aşaması — Metnin Allah’a nispet edilmesi
﴿ثُمَّ يَقُولُونَ هَذَا مِنْ عِندِ اللَّهِ﴾ (Sonra, «Bu Allah katındandır» derler.) [البقرة: ٧٩]
Bu anda beşerî ürün ilahî vahye nispet edilir, ilahî asıl ile beşerî ilave birbirine karışır ve metin kolektif bilinç içerisinde mutlak bir dinî otorite kazanır. Burada, beşerî bir anlayıştan «kutsal bir din»e dönüşüm süreci tamamlanır.
Altıncı: Sonuç — Ayrışmış dinî fırkaların oluşması
﴿فَتَقَطَّعُوا أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ زُبُرًا ۖ كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ﴾ (Derken işlerini aralarında parçalara ayırdılar; her grup kendi elindekiyle sevinmektedir.) [المؤمنون: ٥٣]
Nihai sonuç, ayrışmış dinî fırkalardır: Her topluluğun kendine ait metinsel veya anlayışa dayalı bir sistemi, her taifenin kendine özgü bir referans mercii ve her grubun kendine yeterli gördüğü bir kesinliği vardır.
Vahiyden bölünmeye: Genel yapı
Kur’an söylemi, dinî birliğin çoğulluğa ve bölünmeye dönüşmesini ani bir olay olarak değil, birikimli bir süreç olarak, aşamalı biçimde tasvir eder: Önce hidayetin ve birliğin kaynağı olduğu varsayılan tek bir vahiy; ardından anlama, tevil ve ilave yoluyla beşerî müdahale; sonra bu anlayışın yorumlar ve düşünce ekolleri biçiminde birikmesi; ardından bu yorumların bağımsız referans mercilerine dönüşmesi ve son olarak birbirinden farklı dinî kimliklerin oluşması.
﴿إِنَّ هَذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً﴾ (Şüphesiz bu sizin ümmetiniz, tek bir ümmettir.) [المؤمنون: ٥٢]
Şu ifadeler de bu anlamı teyit eder: ﴿وَمَا اخْتَلَفَ فِيهِ إِلَّا الَّذِينَ أُوتُوهُ مِن بَعْدِ مَا جَاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ﴾ (Onda, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, ancak kendilerine o verilenler ihtilafa düştüler.) ve ﴿وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ تَفَرَّقُوا وَاخْتَلَفُوا﴾ (Bölünüp ihtilafa düşenler gibi olmayın.).
Şeytanın müdahalesi ve adımları
Kur’an söyleminde «şeytanın adımları» kavramı, bir anda gerçekleşmeyen, aksine güdüleri ve tasavvurları etkileyen içsel vesveseyle başlayan birikimli etkiler dizisi üzerinden ilerleyen tedricî bir süreç olarak sunulur:
﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا ادْخُلُوا فِي السِّلْمِ كَافَّةً وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ ۚ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبِينٌ﴾ (Ey iman edenler! Hep birlikte barışa girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Şüphesiz o sizin apaçık düşmanınızdır.) [البقرة: ٢٠٨]
Bu bağlamda süreç, düşünceyi yönlendiren ve harekete geçiren vesveseyle başlayan, ardından ağızlar aracılığıyla söylem üretimine geçen, sonra anlam ve tutum taşıyan söze dönüşen tedricî bir hareket olarak anlaşılabilir. Ardından, delaletin ilk maksadından uzaklaştırılarak yeniden şekillendirildiği tahrif aşamasına girilir; sonra bu delalet, yerleşik bir referans merciine dönüşen yazıda sabitlenir. Daha sonra bu ürün, kutsal kaynak olarak Allah’a veya Resul’e nispet edilir; nihayet süreç, ayrışmış dinî fırkaların ve çok sayıda dinî ekolün oluşmasıyla sonuçlanır.
Sonuç
Bu Kur’anî tasavvura göre dinî bölünme, rastlantısal bir olay veya tek bir an olarak değil, sözün üretilmesiyle başlayan, tahriften, ardından yazılı olarak sabitlenmeden ve sonra Allah’a nispet edilmeden geçen, nihayet birbirinden farklı çok sayıda dinî ekol ve fırkanın ortaya çıkmasıyla sonuçlanan tedricî ve bileşik bir süreç olarak belirir.
Ağızlar → söz → tahrif → yazıya geçirme → Allah katından olduğu iddiası = ayrışmış dinî fırkalar (taifeler)
Bu model, Kur’an söyleminin tasvir ettiği şekliyle, birlikten sonra meydana gelen bölünmenin bir resmini yansıtır: Tek bir vahiy, beşerî söz, tedvin, tevil ve ilahî olana nispet arasındaki etkileşimin sonucunda zaman içerisinde çok sayıda sisteme dönüşür.
