Kur’an’ı Kendi İçinden Okumak
Kur’an’ın kendi içinden okunması
Kavram metnin kendisinden nasıl kurulur: bağlamla, ayetlerin birbiriyle bağlantısıyla ve terimin geçtiği bütün yerlerin izini sürerek.
Bu araştırma tek bir sorudan hareket eder: Kur’an metnini kendisini sunduğu biçimiyle mi okuyoruz, yoksa bize şerh, rivayet ve içtihat katmanlarıyla yüklü olarak ulaştığı biçimiyle mi? Bu iki katmanı birbirinden ayırmak, yöntemsel bir lüks değil, her türlü anlamanın ilk koşuludur.
Kur’an, terimlerini kendisi tanımlar: Aynı kelime farklı bağlamlarda tekrarlanır ve anlam, bu bağlamların bütününden oluşur. Anlamı metnin dışından alıp sonra metni o anlamla okumaya dönmek ise içine koyduğumuzu üreten kapalı bir döngüdür.
Birincisi: Şerhten önce bağlam
Bağlam, belagate ilişkin bir süs değil, anlamı denetleyen bir düzenektir. Bağlamından koparılan ayet, her türlü yönlendirmeye açık hâle gelir. Bu nedenle bağlamdan koparma, metnin kendi tutumunu sorgulamasını değil, doğrulamasını isteyenlerin tercih ettiği bir araç olmuştur.
Ayeti söylem içindeki yerine geri koymadıkça, onda kendimizi okuyacak ve onu okuduğumuzu sanacağız.
İkincisi: Ayetlerin birbiriyle bağlantısı
Kur’an’ı birbiriyle bağlantılı bir bütün olarak ele aldığımızda ayet, bağımsız bir cümle olmaktan çıkarak bir örüntünün halkasına dönüşür. Burada anlama, harita okumaya benzer: Bir noktanın, ona ulaşan yollar ağından ayrı olarak anlamı yoktur.
Üçüncüsü: Tarihin anlama üzerindeki etkisi
İnsanın dinî metni anlaması, tarih boyunca iktidara, çıkara ve hâkim bilgiye bağlı olarak dönüşmüştür. Sürekli eleştiriye ihtiyaç duyan, metin değil, anlamanın tarihidir; çünkü karşımıza bir görüş olarak değil, apaçık bir hakikat olarak çıkan odur.
