Seyrüsefer ve küresel enerji güvenliğini sağlamak için Körfez merkezli uluslararası girişim önerisi
İktidar, din ve medeniyet
Askerî kriz yönetiminden hukuki yola: Hürmüz Boğazı’nı ve küresel enerji koridorlarını korumaya yönelik iki taslak.
Dünya ekonomisinin can damarları
Dünya ekonomisi, enerji ve mal ticaretinin büyük bir bölümünün geçtiği sınırlı sayıdaki stratejik deniz geçidine önemli ölçüde bağımlıdır. Bu geçitlerdeki herhangi bir aksama, uluslararası ekonomik istikrar üzerinde doğrudan etkiler doğurur.
Hürmüz Boğazı: Dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’si ve Körfez ülkelerinin doğal gaz ihracatının büyük bir bölümü buradan geçer. Bu da onu dünyanın en önemli enerji geçitlerinden biri hâline getirir.
Babülmendep: Körfez ile Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa’ya yönelen ticaret yolları arasında temel bir bağlantı ve küresel deniz taşımacılığı sisteminin başlıca unsurlarından biridir.
Malakka Boğazı: Orta Doğu’yu Asya pazarlarına bağlayan en önemli geçitlerden biridir. Doğu Asya’nın sanayi ekonomileri, enerji ve mal ithalatında bu boğaza bağımlıdır.
Süveyş Kanalı: Kızıldeniz’i Akdeniz’e bağlar ve dünya ticaretinin yaklaşık %12’si buradan geçer. Kanalın işleyişinin aksaması durumunda gemiler Ümit Burnu’nu dolaşmak zorunda kalır; bu da sefer sürelerini ve taşıma maliyetlerini önemli ölçüde artırır.
Bu geçitler, Körfez, Asya ve Avrupa arasındaki enerji ve ticaretin can damarlarını oluşturan, birbirine bağlı bir sistem teşkil eder. Bu nedenle uluslararası jeopolitik etkileşimlerin ve çatışmaların başlıca odaklarından biri hâline gelmiştir.
Girişimin sunuşu
Körfez ve Orta Doğu bölgesinde giderek artan askerî tırmanış ve buna eşlik eden, deniz ve hava seyrüseferi ile enerji arzına yönelik doğrudan tehditler karşısında, bölgesel istikrarı ve küresel ekonomik istikrarı korumayı amaçlayan sorumlu bir uluslararası harekete duyulan ihtiyaç öne çıkmaktadır.
Arap Körfezi ülkeleri, coğrafi konumları ve dünyanın enerji ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılamadaki rolleri gereği, kendilerini ulusal sınırlarını aşarak küresel ekonomik güvenliği ve uluslararası ticaretin istikrarını kapsayan bir meydan okumayla karşı karşıya bulmaktadır. Bu noktadan hareketle, askerî krizleri yönetme mantığından uluslararası hukuki ve diplomatik bir yolun benimsenmesine geçmek zorunlu hâle gelmektedir.
Dolayısıyla en basiretli seçenek, siyasi ve hukuki tutumu birleştirmek üzere ortak bir Körfez toplantısı düzenlemek ve ardından, başta Güvenlik Konseyi’nin daimî üyesi ve enerji sisteminin başlıca ekonomik ortaklarından biri olan Çin Halk Cumhuriyeti olmak üzere, etkili uluslararası güçler nezdinde örgütlü bir diplomatik girişimde bulunmaktır.
Bu hareket, iki hukuki girişimin sunulmasını amaçlamaktadır: Birincisi, uluslararası hukuk çatısı altında Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini sağlamak; daha geniş kapsamlı olan ikincisi ise enerji ve dünya ticareti açısından stratejik geçitlerin korunmasını uluslararasılaştırmaktır. Amaç gerilimi tırmandırmak veya herhangi bir tarafı hedef almak değil, krizin seyrini askerî çatışmadan hukuki çözümlere yöneltmektir.
Birinci taslak: Hürmüz Boğazı’nda seyrüseferin ve enerjinin korunması
Devletlerin uluslararası barış ve güvenliği koruma sorumluluğundan hareketle ve askerî tırmanış ile buna eşlik eden seyrüsefer tehditlerini dikkate alarak, ilgili devletler bu gerilimin sürmesinin dünya ekonomisi, enerji güvenliği ve gıda tedarik zincirleri için doğrudan bir tehlike oluşturduğu görüşündedir. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri ve sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının büyük bir bölümü bu boğazdan geçmektedir.
Hukuki dayanak
Birleşmiş Milletler Şartı, özellikle uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına ilişkin maddeleri; uluslararası geçitlerde seyrüsefer serbestisi ilkesi; uluslararası barış ve güvenliğe yönelik bir tehdidin bulunması durumunda gerekli tedbirleri alma konusunda Güvenlik Konseyi’nin sorumluluğu.
Öneri
İlgili devletler, Güvenlik Konseyi’nin daimî üyesi sıfatıyla Çin Halk Cumhuriyeti’nden şu hususları içeren bir karar tasarısı sunmasını talep eder: Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini sağlamak üzere VII. Bölüm kapsamında bir karar alınması; bütün tarafların deniz veya hava seyrüseferini aksatmamak ya da tehdit etmemekle yükümlü kılınması; enerji akışının ve uluslararası ticaretin engellenmeden sürmesinin güvence altına alınması; istikrarı güçlendirmek ve tırmanışı önlemek amacıyla uluslararası güçlerin katılımıyla boğazdaki seyrüseferi izlemeye yönelik uluslararası bir mekanizma kurulması; seyrüseferin kasıtlı olarak aksatılmasının veya enerji altyapısının hedef alınmasının uluslararası barış ve güvenliğe yönelik doğrudan bir tehdit sayıldığının vurgulanması.
Amaç gerilimi tırmandırmak veya belirli bir devleti hedef almak değil, dünya ekonomisini korumak ve bölgesel uyuşmazlığın geniş çaplı bir uluslararası krize dönüşmesini önlemektir.
Yedek girişim: «Barış İçin Birlik»
Uluslararası bölünme veya veto hakkının kullanılması sonucunda Güvenlik Konseyi’nden karar çıkarılamaması durumunda, zarar gören devletler 1950 yılında kabul edilen «Barış İçin Birlik» mekanizmasına başvurabilir. Bu mekanizma, bağlayıcı bir karar olmaksızın dahi geniş bir uluslararası meşruiyet sağlar ve engelleyici devletler üzerinde siyasi ve ekonomik baskı oluşturur.
Öneri
Büyük devletlerin ve enerji tüketicisi devletlerin katılacağı, enerji ve deniz seyrüseferi güvenliğine ilişkin acil bir uluslararası konferans çağrısında bulunulması; Körfez’deki stratejik geçitleri korumak için çok uluslu bir uluslararası gözlem gücü oluşturulması; Çin, Rusya, Avrupa Birliği ve Asya’nın enerji ithalatçısı ülkeleri dâhil olmak üzere büyük güçlerin sürece katılması; enerji ve ticaret geçitlerini korumak ve bunların siyasi veya askerî baskı aracı olarak kullanılmasını önlemek üzere daimî bir uluslararası mekanizma kurulması.
Hedefler
Dünya ekonomisini enerji arzındaki aksamaların yol açtığı şoklardan korumak; uluslararası seyrüsefer serbestisini güvence altına almak; bölgesel uyuşmazlıkların geniş çaplı uluslararası krizlere dönüşmesini önlemek; bölgesel uyuşmazlıkları tek taraflı jeopolitik hedeflere ulaşmak için yeniden kullanmaya yönelik her türlü girişimi açığa çıkarmak.
Stratejik avantaj
Birinci taslağa karşı veto kullanılması durumunda bile bu mekanizma, uyuşmazlığın ikili düzeyden geniş çaplı bir uluslararası baskıya dönüştürülmesine imkân tanır ve siyasi engelleri uluslararası toplumun gözleri önüne serer.
Diplomatik sonuç
Girişim, çatışmanın seyrini askerî karşı karşıya gelişten hukuki ve diplomatik çerçeveye taşımayı, dünya ekonomisini ve tedarik zincirlerini korumayı ve bütün devletlerin ortak çıkarı olarak uluslararası seyrüsefer serbestisi ilkesini güçlendirmeyi amaçlamaktadır.
Stratejik sonuç
Bu girişimlerin Güvenlik Konseyi’ne sunulması önemli bir stratejik boyut taşımaktadır: Uluslararası toplumu, küresel ekonomik güvenliğin ve seyrüsefer serbestisinin korunmasına yönelik doğrudan sorumluluklarıyla yüzleştirmek. Girişimlerin benimsenmesi, istikrarın korunması ve çatışmaların tırmanmasının önlenmesi yönünde bir adım teşkil edecektir.
Buna karşılık, girişimlerin engellenmesi veya bunlara karşı veto hakkının kullanılması, uluslararası tutumlar arasındaki ayrışmanın boyutunu açığa çıkaracak ve uluslararası sistemin, bölgesel krizlerin güç dengelerini yeniden şekillendirme aracı olarak kullanılmasını önleme kapasitesine ilişkin temel soruları gündeme getirecektir. Yaşananların yalnızca askerî bir çatışmanın yönetimiyle ilgili olmadığı, aynı zamanda Orta Doğu’daki jeopolitik görünümü yeniden şekillendirmeye yönelik daha geniş bir süreçle bağlantılı olabileceği açıklık kazanabilir.
Bu nedenle erken hukuki ve diplomatik hareket, en basiretli seçenek olmayı sürdürmektedir; çünkü küresel istikrarın korunmasını çatışma hesaplarının üzerinde tutar ve uluslararası topluma, bölgenin daha tehlikeli bir aşamaya sürüklenmesini önlemek için gerçek bir fırsat sunar.
Abdullah el-Mudahike
