Uzman otomatik çeviri · terim ve kaynak denetiminden geçtiArapça özgün metin

Akaryakıt pompasında görünmeyen fatura

Otorite, din ve medeniyet

Dinle

Ülkesi İsrail’in yanında durduğu için Amerikalı ne ödüyor?

Amerikan vatandaşının gündelik hayatına taşınmak üzere siyasi tabuların alanından çıkarılması gereken bir soru var:

Amerika’nın İsrail’in yanında durması, Amerika’nın ödediği bütün bedellere değer mi?

Buradaki soru duygularla, dinle ya da tarihle ilgili değil.

Soru, Amerika’nın çıkarlarıyla ilgili.

Amerika, dünyanın en güçlü devleti, en zengin ekonomisi, en büyük askerî gücü ve çıkarlarını korumaya en muktedir ülkesi olduğunu söylüyor.

Öyleyse bu güç ve zenginlik neden Amerikan vatandaşının yaşadıklarıyla örtüşmüyor?

Neden benzine daha fazla ödüyor?

Sağlık hizmetleri neden bir yük hâline geldi?

Gıda faturası neden yükseliyor?

Barınma, bakım ve hizmetler neden daha maliyetli hâle geldi?

Ve Amerika’nın yolları, köprüleri, ulaşım sistemleri ve altyapısı neden bu ölçüde onarıma ihtiyaç duyuyor?

Amerikan vatandaşı burada durup sormalı:

Amerika yurt dışına böylesine büyük harcamalar yapıyorsa, Amerikalı bunun karşılığında ne elde ediyor?

Akaryakıt pompasında görünmeyen fatura

Amerikalı benzinin bedelini ödediğinde, karşısında savaşın maliyetini görmez.

Askerî uçakları görmez.

Uçak gemilerini görmez.

Askerî üsleri görmez.

Mühimmatı görmez.

İstihbaratı görmez.

Deniz geçiş yollarının korunmasını görmez.

Daha büyük bir savaşa hazırlanmanın maliyetini de görmez.

Yalnızca akaryakıt istasyonunun ekranında bir rakam görür.

Ancak dış politika, dolaylı yoldan onun cebine uzanabilir.

Orta Doğu, Amerikan ekonomisinden uzak değildir.

Petrol küreseldir.

Deniz geçiş yolları da küreseldir.

Bölge savaşa ya da gerilime maruz kaldığında enerji, ulaşım ve yük taşımacılığı maliyetleri artabilir.

Ardından bu artış şu zincire aktarılır:

Çiftçi ← fabrika ← taşımacı ← mağaza ← vatandaş.

Böylece savaş Amerika’dan uzakta başlayabilir; ancak faturasının bir kısmı Amerikan evinin içine kadar ulaşır.

Ardından gıda faturası gelir

Çiftçinin yakıta ihtiyacı vardır.

Yakıtın da enerjiye ihtiyacı vardır.

Ekipmanın imalata ihtiyacı vardır.

Gübrelerin enerjiye ve ham maddelere ihtiyacı vardır.

Gıdanın taşınmaya, depolanmaya ve soğutulmaya ihtiyacı vardır.

Enerjide veya ticarette meydana gelen herhangi bir aksama, bu zincir boyunca aktarılabilir.

Bu nedenle vatandaş yalnızca yiyeceğin bedelini ödemez.

Yiyeceği kendisine ulaştıran sistemin bedelini de öder.

Bu sistemin maliyeti yükseldikçe onun faturası da yükselir.

Peki Amerika’nın parası nereye gidiyor?

Amerikan vatandaşının odaklanmasını istediğim nokta budur.

Ona şunu söylemek mantıklı değildir:

«Amerika en zengin ülke, endişelenme.»

O, maaşını görüyor.

Faturasını görüyor.

Vergileri görüyor.

Benzin fiyatlarını görüyor.

Sağlık sigortasını görüyor.

Okulları, yolları ve ulaşımı görüyor.

Altyapıyı görüyor.

Ardından, aynı zamanda devasa askerî harcamalar, dünyanın dört bir yanındaki üsler, savaşlar ve müdahaleler, yurt dışındaki müttefiklere kesintisiz askerî destek görüyor.

Soru da buradan doğuyor:

Amerika’nın gücü ve zenginliği nereye gitti?

Amerika savaşları finanse edebiliyorsa, neden vatandaşın hayatını daha katlanılabilir hâle getiremiyor?

Uzak cepheleri finanse edebiliyorsa, neden vatandaşın evinin önünde gördüklerini onaramıyor?

Yurt dışına silah gönderebiliyorsa, vatandaş neden ülkesinin zenginliğinin gündelik hayatında kendisine geri döndüğünü hissetmiyor?

İsrail bu sorunun merkezinde

İsrail, Amerika’dan geçici bir destek alan bir ülke değil.

Derin bir askerî, siyasi ve stratejik ilişki var.

Amerika ona silah, finansman, siyasi ve diplomatik destek sağlıyor; onunla kapsamlı güvenlik ve askerî düzenlemelere giriyor.

İsrail bir savaşa girdiğinde, Amerika Birleşik Devletleri mutlaka sahnenin dışında kalmıyor.

Filolar harekete geçiyor.

Uçaklar harekete geçiyor.

Savunma sistemleri harekete geçiyor.

Askerî yardımlar artıyor.

Askerî koruma artıyor.

Bütün bölge de gerilimin tırmanmasına daha açık hâle geliyor.

Ardından Amerikalı başka bir bedel daha ödüyor:

Parasından.

Bütçesinden.

Ülkesinin ekonomisinden.

Ve enerjiye, deniz ulaşımına ve ticarete kadar uzanabilecek savaş risklerinden.

İsrail Amerika’ya ne sunuyor?

Bu soru tartışmanın kenarında değil, tam ortasında yer almalı.

Amerika Birleşik Devletleri İsrail’e bütün bu desteği veriyorsa, Amerika ne elde ediyor?

İsrail bunun karşılığında Amerika’ya ne sunuyor?

Güvenlik mi sağlıyor?

Amerikan çıkarlarını mı koruyor?

Stratejik nüfuz mu sağlıyor?

Ekonomik faydalar mı sağlıyor?

Elbette hayır 🤔🤔

Amerika, İsrail’in güvenliği için dünya çapındaki müdahalelerde nerelerde tükeniyor ve şunları sunuyor:

Yardımlar.

Silahlar.

Mühimmat.

Askerî destek.

Siyasi destek.

Diplomatik destek.

Askerî konuşlanma.

Savaşların maliyeti.

Bölgedeki Amerikan çıkarlarını korumanın maliyeti.

Enerji ve yük taşımacılığındaki risklerin artmasının maliyeti.

Ardından Amerikan vatandaşına sorun:

Amerika’nın 30 trilyon borçlu olmasını açıklayan budur.

Burada başka bir soru ortaya çıkıyor: Amerika, aynı zamanda savunmaya, savaşlara ve dış yükümlülüklere yüz milyarlar harcarken bu borç düzeyine nasıl ulaştı?

Ve Amerikan vatandaşının ödediği faturada bu dış politikanın payı nedir?

Okuma arkadaşı